9 Mart 2013 Cumartesi

Hayatım Roman... Ya da daha doğrusu, Sitcom :)))))


Ben bir hikaye yazmak istiyorum..
Bir öğretmeni anlatsın mesela..
Hem okulda..hem evde..başından geçen komik olayları..
Böyle birini de tanıyorum yani yakından, ondan ilham alabilirim :) 
Evet evet..deneyeceğim :)

Tek sorun, nereden başlayacağımı bilmiyorum...

Mesela okulda..
Dersi üçüncü kat B Blok'tayken...Taaa binanın diğer tarafındaki A blok üçüncü kata çıkması..Yaptığı hatayı nefes nefese çıktığı en üst katta fark edip şok içinde onca merdiveni tekrar inip, bu kez küfürler eşliğinde nefes nefese B Blok üçüncü kata tırmanması nasıl??...
Ama bununla başlanmaz di mi ?? 

Pekiii, parmağını sınıf kapısına sıkıştırması ve debelenmesi  )) Buz aranması-parmağının şişmesi...Tam onun acısı azalmışken,  niyeyse çok alçak olan WC nin kapısına kafasını vurması... ?

Ya da...Mesela evde.. Saçlarını yıkarken...Gün boyu sesi çıkmayan eş-dost ve akrabalarının adeta arama ve mesaj yazma kuyruğuna girmesi ve kahramanımızın da saç yıkarken bi yandan da mesaj yazmaya çalışması  ))))) Bu görüntü de çok komikti cidden..  Hani vardı ya Bridget Jones'un günlüğü.....Onun gibi ya hayatım..

Yeni tayin olduğu günlerde,okulda dersteyken, hemen altındaki okulun çalan zilini kendi okulunun zili sanması-teneffüse nöbete çıkması-on dakika kadar nöbet tutarken ve "Allah Allah ne sakin okul, bu öğrenciler nerede acaba" diye düşünürken okulun aslında henüz çalmamış olan "gerçek" teneffüs zilinin çalması ve sınıfların bir anda boşalması ve kahramanımızın şaşkınlığı :) ))

İkinci saat dersi var zannedip, geç kaldım diye kahvaltı bile etmeden, apar topar okula intikal edip  dersinin aslında 3. saat başladığını öğrenmesi, Tütü okulda serisinden biri olabilir mi sizce ??

Kahramanımız o derece yani.. Tam bir şaşkın ördek durumu..  Bazen gizli bir kamerayla çekseler beni diyorum..Güzel bir sit-com olur inanın..Ya da Gülse Birsel'e yollasam :))) 

Ben kitap yazacağım dedim ya! Evren, bana malzeme toplamak için kolları sıvadı sanırım:
Okulun ikinci katındaki öğretmen WC. sinde kilitli kalmam ve kapıya bir sürü öğrencinin toplanması yazmaya değer mi acaba :) ))


Kahramanımız Tütü,  bilgisayarını almak için okuldaki dolabının kapağını açar...Açar açmaz da bilgisayar çantasının yukarıdan direk burnunun üzerine düşmesi bir olur... Epey bir canı yansa da belli etmemeye çalışarak, gören oldu mu diye şöyle bir etrafına bakınır ve içinden küfürler ederek, hiç bir şey olmamış gibi bilgisayarı alıp sınıfa gider ..

Devamı gelecek... Emin olun :))))












Allah Kimseyi Cep'siz bırakmasın.. :)

Geçen hafta Cep telefonumu tekneden denize düşürdüm.. :( Düştüğü yerden ışığını yakıp yakıp söndürdü canım benim :)  (Düştüğü yer belli... 3 metre kadar dipte duruyor, nerede olduğunu bildiğim şey "kayıp" olmuş sayılmaz di mi :P :) )
Telefonumu çok seviyordum ve o model artık satılmıyor... 
Yüzlerce kayıtlı numaranın gitmesi çok üzdü beni, o ayrı da..... Asıl İçindeki fotoğraflar ve kayıtlı-önem verdiğim bilgi ve mesajlar için iki saat ağladım.. (Allah başka üzüntü vermesin elbette, bazen saçma şeylere üzülüyoruz ve sonra "ne aptalım, nelere ağlıyorum" diyoruz ama, işte, hayat sürerken değer verdiğimiz şeyleri yitirmek de üzüyor insanı) Hep bilgisayara aktarmak istediğim ama hep de ertelediğim yığınla benim için önemli şey ...
Hakan denizden çıkartmaya çalıştı ama başarılı olamadı..Dip balçık..Dokunduğun anda karışıveriyor ortalık ve iyice kumlara gömülüyor ..
Bu arada cep telefonu tavsiyeleriniz itinayla değerlendirilir.. 

(Ne gülüyorsunuz? Arada bir buraya uğrayıp bakan 2-3 takipçim var çok şükür :)  :)  )
Hangi model kullanışlıdır- fotoğraf çekme özelliği iyidir- fiyatı uygundur vs :)
Gerçi bugün tam bir hafta oldu ve bacanağın (Evet, bacanağım var benim, noolmuş? :)) başının bir kısmında et kalmadı..Yazık ona da yaa..Kim olsa "öfff" derdi yani..O demiyor...Dese de bize belli etmiyor en azından canım benim yaa... 
Kısacası= Allah kimseyi cepsiz (ve bacanaksız) bırakmasın... Aminnn :)

27 Şubat 2013 Çarşamba

İzmir'in havası işte :))

27-02-2013                         İzmir Hava Durumunu veriyorum:   

Sabah                 = Az bulutlu-Güneş yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor ..
Saat 09.30-10.45 = Günlük Güneşlik :) (Meteoroloji çuvalladı.."Yağmurlu" demişti :) )
Saat 10.45-11.00 = Bulutlu-Gök Gürültülü..Hava, akşam gibi karardı...
Saat 11.00          = Yağmurlu (Gene yanılmadılar yahuu :)) )
Saat 11.05-11.15 = Şiddetli-Gök Gürültülü Yağmurlu
Saat 11.20-11.40 = Şiddetli dolu- Öyle ki, her yer bembeyaz...AFET (Püüüfffff)
Saat 12.00-13.00 = Yarı bulut yarı Güneşli (Hey Yarebbiimm :)) )
Saat 13.20-13.30 = Güneşli :)) (Güzel İzmir'immmmmmmmmmm)
:) ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ (:

6 Şubat 2013 Çarşamba

Telefon Mesajlarımdan :))

Arkadaşlarımla, oğlumla vs birbirimize yazdığımız mesajlardan bazıları o kadar güzel ve komik oluyor ki, silmeye kıyamıyorum.Telefonumun hafızası, bu mesajlar yüzünden hep dolu :) Onlardan bazılarını buraya yazsam dedim. 

Mesela bir tanesi var ki hala arada açar okur güleriz... 
Bizim üst katımızda oturan komşular, sağ olsunlar oldukça gürültülü bir aile.. Hele çocukları... İki afacan oğlan, gece geç saatlere kadar tepemizde koşturup-tepinip dururlar..Bazen, tavana bir sopayla vurasım geliyor inanın..Biliyorum hiç hoş bir davranış değil , bana yakışmaz ve eşim de çok kızar böyle bir şeye ama inanın bazen sabır taşıyor.. Gene bir gece, yatmış uyumaya çalışıyorum, sabah mesai var ve saat 01.30 ama gürültüden uyumak ne mümkün....Oğlum kendi odasında her zamanki gibi bilgisayarının tepesinde, gece vardiyasında :) Seslensem eşim uyanacak, kalksam, tam uykuya geçişle burada kalış arasında bir yerdeyim, kalkmak dünyanın en zor işi ... Ya sabır diye diye uyumaya çalışıyorum.. Baktım olmayacak, yanı başımda duran telefonu alıp oğluma bir mesaj yazdım:

"Annem, koridordan ve senin odadan, tavana okkalı bi-iki vuruş yapsana n'olur. Abarttı gene geri zekalılar.Baban uyuyo ben vuramıyorum. Sopa küçük odada, camın sağına bak.”

(Hayır, bir de koordinata kadar vermişim sopaya dair :)) 
Ve fakat, oğlumdan yanıt gelmesi gecikmedi :

"Elektrikler gitti demin.. (Yazar burada sanırım, elektrikler gittiği için komşuların, ailecek çığlık attıklarını söylemek istiyor :) )  fark ettin mi, nereden edeceksin gerçi bu saatte..Vuramam yukarı falan, kapat gözlerini uyu, takma seslere…"    :) 
Doğru söze ne denir? Bazen evlatlarımız, bizden daha olgun olabiliyorlar.. 
Hele söz konusu benim gibi bir anneyse :)))

3 Şubat 2013 Pazar

Doğum Günüm


Çok seviyorum doğduğum günü:
01-Şubat... Seneyi boş verin... :)

Hakan (eşim)  turnuvada olduğu için, bu sene doğum günümü oğlumla kutladık..
Yavrum, bir yere gitmedi beni yalnız bırakmamak için...
Zorla, söylenerek,erkenden ( saat 12.00 ye doğru ) kaldırdım... Güzel bir kahvaltıdan sonra hazırlandık ve çıktık... Bunu, öyle bir satırda yazdığıma bakmayın... Oğlumun hazırlanması, benim hazırlanmamın iki katı falan...
....... "Şunu mu giysem, bunu mu giysem.... anne kot gömleğimi giyecektim, nerde?" ..

Kot gömleği buruşukk !!! Haydiii.. Özgür, giyinmiş halde gömlek ütüler..
Ama heyhatt.. Oğlan az sonra gene fikir değiştirir.. "Annem, bu gömlek gene de ütülenmiş oldu, iyi oldu.. başka gün için"  :)  diyerek onu asıp başka bir şey dener..Ceket giyer, çıkartır, kazak giyer- çıkartır vs vs vs
Gören, onun doğum günü zanneder :)

Neyse evden çıktığımızda akşamüstüne yakındı sanırım :)
Metroyla Optimum'a gittik.. Optimum, bizim bulunduğumuz semte oldukça uzak, kocccamann bir alışveriş merkezi..."Yok", yok içinde..Tüm markaların mağazaları-yiyecek-içecek bölümleri... Anlatarak da bitmez, gezerek de... Biz bitiremedik...

Gider gitmez ilk işimiz, acıkan karnımızı doyurmak üzere bir dönerciye oturmak oldu.
Bugün benim doğum günüm yahuu..Diyete mola, İskender-cola :)
Burada, tüm itirazlarına rağmen, oğlumla fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedim...
Fotoğrafsız doğum günü mü olur? :)
Sonra oğlumun epeydir isteyip de çarşıya beraber çıkıp alamadığımız her yanı cepli pantolonlardan (adına "kargo pantolon" dendiğini de orada öğrendik) aradık...Epey bir gezdikten sonra iyi kötü bir tane bulup alabildik...Bana değil dikkat ederseniz, oğlum için alış-veriş yaptık :)
(Az önce evde hazırlanırken görüp, bugünü oğlumun doğum günü zanneden şahıs, hala aynı fikirdedir sanırım)

Bu gibi durumlarda adetim olduğu üzere, yanlış ayakkabı giymiş olmam sebebiyle, tabanlarımdan başlayan ağrı, giderek dayanılmaz hale geldiğinden, biraz daha gezinip metroya bindik.Ama gece daha bitmedi:

Karşıyaka'da metrodan inilirr.. Yaş pasta almak için, belli bir kaç pastacıya gidilir, en sonunda (Karşıyaka'nın iyilerinden birinden)  birer kocaman  dilim bitter çikolatalı pasta ve birer çiz-kek alınır, yol üstündeki bir çerezciden karışık çerez de alınarak otobüse atlanıp eve dönülür...
(Şu bizi gören... Hala oğlumun doğum günü sanıyor olmalı :))  Ve evim evim güzel evimmm...
Pastalarımız-çerezlerimiz.. meyvee..Ne varsa yedim valla :)
Kısacası, çok güzel bir doğum günü yaşattı bana oğlum...

Hakan yolda.. Az sonra gelecek... Ve elbette, o gelince, bir kez daha kutlayacağız doğum günümü :)
Bir arkadaşımın son derece isabetli olan tespitinde dediği gibi, benimki doğum günü değil, "mutlu doğum haftası" olma yolunda ... Tüm bir haftaya yayılacak olan etkinliklerle, coşku ve neşeyle kutlayacağız... İnşallah.... :)

Şimdii... "Eee , ne var bunda? Blog yazmak bu mu yani?" diyenleriniz olacaktır.. ( O kadar kişi takip ediyor, İki mi desem..üç mü ..biri olmazsa biri illa der yani :))) )
E ne yapayım? Bacanak "yaz da ne yazarsan yaz" dedi... :)
Zamanla bulacağım işte ne yazayım-nasıl yazayım-ne anlatayım.. Biraz zaman verin yahuuu :)
Sevgiyle kalın sevgili takipçilerim :) <3

Yaşasın...Kitabımı bitirdim :)


Uzun süredir bir dargın bir barışık, garip bir ilişki yaşadığım kitabımı bitirdim nihayet :)
Aslında bitmesini hiç istemedim... Sonlarına doğru, bitmesin diye, okumayı erteleyip durdum. Bittiğinde ise, sevdiğim birinden ayrılmışcasına bir boşluğa düştüm..Hemen yeni bir kitaba başlamam gerek...
Okuyup bitirdiğim ise, "Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer" ... Herkese tavsiye edeceğim harika bir kitap.
Bu kadar uzun sürmesinin sebebi asla kitabın sıkıcı oluşu-ilerlememesi falan değil. Aklım hep onda olmasına rağmen, önce Ferah'ımın hastalık dönemi..Sonra vefatı.. Uzun süre elime kitap alasım gelmemişti. Nihayet sebat ettim ve bitirdim. :)
Kitap bana ne verdi? :
Korkuların, çekingenliklerin..yapabileceklerin-yapamayacakların... hepsi..ama hepsi.. senin kendi içinde... Başarı da başarısızlık da senin seçimin...
Bu minvalde bi şeyler işte :)
Çok etkilendim gerçekten.. Kitabı okumamış olanlar için başka bir şey yazmayacağım...
(Epey bir izleyici kitlem olduğu için sorun olabilir :P hahahaha )

2 Ocak 2013 Çarşamba

Blog ne ki baba?

Bir blogta neler olur...Neler olmalı... Hiç bilmiyorum :)
Neden blog açtım? Yazmak için..Ne yazacağım? Onu da bilmiyorum..
Gün boyu şarkı söyler dururum, biri bana "hadi şarkı söyle" dese tutulur kalırım...
Tıpkı onun gibi, orda burda şurda pek güzel yazılar yazdığım halde, burada ne yazacağımı-nereden, nasıl başlayacağımı bilemiyorum..
Bunlar hep deneme..Sırf deneme yapmak için, kimseye söylemedim blog açtığımı..
Kendi kendime takılıp ısınacağım bir süre :)

1 Ocak 2013 Salı

Bir Kuşun Kanadındaki Özgürlük

Bir Kuşun Kanadındaki Özgürlük


Bir kuşun kanadındaki özgürlük olsam dalgalanan
İzlesem yeryüzündeki sahte yüzleri,
Gecenin karanlığını görmezden gelsem
Bir yuva kursam en yükseklere
Hiçbir avcıya vurulmasam,
Öylece maviliğin gölgesinde esir kalsam

Küçücük bir yürek bu bendeki hayatın dilinde
Her sabah güneşin doğuşunu izlerim sonsuzluğun sesinde
Ağlasam düşmez yeryüzüne gözyaşım, kaybolur gider

İsa Kıvrakdal

Merhaba...

Yazmak hep sevdiğim bir alan olmuştur... Sevdiğim, duygu ve düşüncelerimi anlatmakta başarılı olduğum, ama hep de ihmal ettiğim...
Değişik zamanlarda günlük yazmaya karar verip- biraz yazıp, sonra uzun süre ara vermek de uğraşlarım arasındadır :)
2013 'ün bu ilk günü, bir blog açmaya ve burada yazmaya karar verdim..Ne yazacağımı bildiğimden değil...  Zamanla oluşur sanırım bir şeyler...
Beni izleyin anacım .... :)

Bacanağa...


Bu blogu açmama yardımcı olduğu için ve her daim dertlerimi dinleyip bana çözümler ürettiği için kendisine çok minnettar olduğum bacanağımı bir kez daha sizlerin huzurunda sevgi ve saygıyla yad ediyor, O'na sağlıklı ve mutlu yıllar diliyorum. Allah başımızdan eksik etmesin...