27-02-2013 İzmir Hava Durumunu veriyorum:
Sabah = Az bulutlu-Güneş yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor ..
Saat 09.30-10.45 = Günlük Güneşlik :) (Meteoroloji çuvalladı.."Yağmurlu" demişti :) )
Saat 10.45-11.00 = Bulutlu-Gök Gürültülü..Hava, akşam gibi karardı...
Saat 11.00 = Yağmurlu (Gene yanılmadılar yahuu :)) )
Saat 11.05-11.15 = Şiddetli-Gök Gürültülü Yağmurlu
Saat 11.20-11.40 = Şiddetli dolu- Öyle ki, her yer bembeyaz...AFET (Püüüfffff)
Saat 12.00-13.00 = Yarı bulut yarı Güneşli (Hey Yarebbiimm :)) )
Saat 13.20-13.30 = Güneşli :)) (Güzel İzmir'immmmmmmmmmm)
:) ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ (:
27 Şubat 2013 Çarşamba
6 Şubat 2013 Çarşamba
Telefon Mesajlarımdan :))
Arkadaşlarımla, oğlumla vs birbirimize yazdığımız mesajlardan bazıları o kadar güzel ve komik oluyor ki, silmeye kıyamıyorum.Telefonumun hafızası, bu mesajlar yüzünden hep dolu :) Onlardan bazılarını buraya yazsam dedim.
Mesela bir tanesi var ki hala arada açar okur güleriz...
Bizim üst katımızda oturan komşular, sağ olsunlar oldukça gürültülü bir aile.. Hele çocukları... İki afacan oğlan, gece geç saatlere kadar tepemizde koşturup-tepinip dururlar..Bazen, tavana bir sopayla vurasım geliyor inanın..Biliyorum hiç hoş bir davranış değil , bana yakışmaz ve eşim de çok kızar böyle bir şeye ama inanın bazen sabır taşıyor.. Gene bir gece, yatmış uyumaya çalışıyorum, sabah mesai var ve saat 01.30 ama gürültüden uyumak ne mümkün....Oğlum kendi odasında her zamanki gibi bilgisayarının tepesinde, gece vardiyasında :) Seslensem eşim uyanacak, kalksam, tam uykuya geçişle burada kalış arasında bir yerdeyim, kalkmak dünyanın en zor işi ... Ya sabır diye diye uyumaya çalışıyorum.. Baktım olmayacak, yanı başımda duran telefonu alıp oğluma bir mesaj yazdım:
"Annem, koridordan ve senin odadan, tavana okkalı bi-iki vuruş yapsana n'olur. Abarttı gene geri
zekalılar.Baban uyuyo ben vuramıyorum. Sopa küçük odada, camın sağına bak.”
(Hayır, bir de koordinata kadar vermişim sopaya dair :))
Ve fakat, oğlumdan yanıt gelmesi gecikmedi :
"Elektrikler gitti demin.. (Yazar burada sanırım, elektrikler gittiği için komşuların, ailecek çığlık attıklarını söylemek istiyor :) ) fark ettin
mi, nereden edeceksin gerçi bu saatte..Vuramam yukarı falan, kapat gözlerini
uyu, takma seslere…" :)
Doğru söze ne denir? Bazen evlatlarımız, bizden daha olgun olabiliyorlar..
Hele söz konusu benim gibi bir anneyse :)))
Hele söz konusu benim gibi bir anneyse :)))
3 Şubat 2013 Pazar
Doğum Günüm
Çok seviyorum doğduğum günü:
01-Şubat... Seneyi boş verin... :)
Hakan (eşim) turnuvada olduğu için, bu sene doğum günümü oğlumla kutladık..
Yavrum, bir yere gitmedi beni yalnız bırakmamak için...
Zorla, söylenerek,erkenden ( saat 12.00 ye doğru ) kaldırdım... Güzel bir kahvaltıdan sonra hazırlandık ve çıktık... Bunu, öyle bir satırda yazdığıma bakmayın... Oğlumun hazırlanması, benim hazırlanmamın iki katı falan...
....... "Şunu mu giysem, bunu mu giysem.... anne kot gömleğimi giyecektim, nerde?" ..
Kot gömleği buruşukk !!! Haydiii.. Özgür, giyinmiş halde gömlek ütüler..
Ama heyhatt.. Oğlan az sonra gene fikir değiştirir.. "Annem, bu gömlek gene de ütülenmiş oldu, iyi oldu.. başka gün için" :) diyerek onu asıp başka bir şey dener..Ceket giyer, çıkartır, kazak giyer- çıkartır vs vs vs
Gören, onun doğum günü zanneder :)
Neyse evden çıktığımızda akşamüstüne yakındı sanırım :)
Metroyla Optimum'a gittik.. Optimum, bizim bulunduğumuz semte oldukça uzak, kocccamann bir alışveriş merkezi..."Yok", yok içinde..Tüm markaların mağazaları-yiyecek-içecek bölümleri... Anlatarak da bitmez, gezerek de... Biz bitiremedik...
Gider gitmez ilk işimiz, acıkan karnımızı doyurmak üzere bir dönerciye oturmak oldu.
Bugün benim doğum günüm yahuu..Diyete mola, İskender-cola :)
Burada, tüm itirazlarına rağmen, oğlumla fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedim...
Fotoğrafsız doğum günü mü olur? :)
Sonra oğlumun epeydir isteyip de çarşıya beraber çıkıp alamadığımız her yanı cepli pantolonlardan (adına "kargo pantolon" dendiğini de orada öğrendik) aradık...Epey bir gezdikten sonra iyi kötü bir tane bulup alabildik...Bana değil dikkat ederseniz, oğlum için alış-veriş yaptık :)
(Az önce evde hazırlanırken görüp, bugünü oğlumun doğum günü zanneden şahıs, hala aynı fikirdedir sanırım)
Bu gibi durumlarda adetim olduğu üzere, yanlış ayakkabı giymiş olmam sebebiyle, tabanlarımdan başlayan ağrı, giderek dayanılmaz hale geldiğinden, biraz daha gezinip metroya bindik.Ama gece daha bitmedi:
Karşıyaka'da metrodan inilirr.. Yaş pasta almak için, belli bir kaç pastacıya gidilir, en sonunda (Karşıyaka'nın iyilerinden birinden) birer kocaman dilim bitter çikolatalı pasta ve birer çiz-kek alınır, yol üstündeki bir çerezciden karışık çerez de alınarak otobüse atlanıp eve dönülür...
(Şu bizi gören... Hala oğlumun doğum günü sanıyor olmalı :)) Ve evim evim güzel evimmm...
Pastalarımız-çerezlerimiz.. meyvee..Ne varsa yedim valla :)
Kısacası, çok güzel bir doğum günü yaşattı bana oğlum...
Hakan yolda.. Az sonra gelecek... Ve elbette, o gelince, bir kez daha kutlayacağız doğum günümü :)
Bir arkadaşımın son derece isabetli olan tespitinde dediği gibi, benimki doğum günü değil, "mutlu doğum haftası" olma yolunda ... Tüm bir haftaya yayılacak olan etkinliklerle, coşku ve neşeyle kutlayacağız... İnşallah.... :)
Şimdii... "Eee , ne var bunda? Blog yazmak bu mu yani?" diyenleriniz olacaktır.. ( O kadar kişi takip ediyor, İki mi desem..üç mü ..biri olmazsa biri illa der yani :))) )
E ne yapayım? Bacanak "yaz da ne yazarsan yaz" dedi... :)
Zamanla bulacağım işte ne yazayım-nasıl yazayım-ne anlatayım.. Biraz zaman verin yahuuu :)
Sevgiyle kalın sevgili takipçilerim :) <3
Yaşasın...Kitabımı bitirdim :)
Uzun süredir bir dargın bir barışık, garip bir ilişki yaşadığım kitabımı bitirdim nihayet :)
Aslında bitmesini hiç istemedim... Sonlarına doğru, bitmesin diye, okumayı erteleyip durdum. Bittiğinde ise, sevdiğim birinden ayrılmışcasına bir boşluğa düştüm..Hemen yeni bir kitaba başlamam gerek...
Okuyup bitirdiğim ise, "Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer" ... Herkese tavsiye edeceğim harika bir kitap.
Bu kadar uzun sürmesinin sebebi asla kitabın sıkıcı oluşu-ilerlememesi falan değil. Aklım hep onda olmasına rağmen, önce Ferah'ımın hastalık dönemi..Sonra vefatı.. Uzun süre elime kitap alasım gelmemişti. Nihayet sebat ettim ve bitirdim. :)
Kitap bana ne verdi? :
Korkuların, çekingenliklerin..yapabileceklerin-yapamayacakların... hepsi..ama hepsi.. senin kendi içinde... Başarı da başarısızlık da senin seçimin...
Bu minvalde bi şeyler işte :)
Çok etkilendim gerçekten.. Kitabı okumamış olanlar için başka bir şey yazmayacağım...
(Epey bir izleyici kitlem olduğu için sorun olabilir :P hahahaha )
Kaydol:
Yorumlar (Atom)